Kayıtlar

fotoğraflı anılar

Resim
    Öncelikle merhaba. Bugün bazı fotoğraflarımın anılarını, hikayelerini anlatacağım. İçimden geldi. Çok karanlık ve kimsesiz olduğunu düşünüyorum anılarımın ve geçmişimin. Çok karanlık ve depresif bir ergenlik yaşadım. Bir hevesle her şey düzelecek diyerek gittiğim üniversitede biraz mutlu olduktan sonra çok daha sert ve yeni değişimler yaşamanın şart olduğu, psikoloji bozuk halde uzun zamanlar geçirdim. Yani aşağı yukarı 10 yıldır mutsuzluktan ve umutsuzluktan kurtulmaya çalışıyorum. Arada mutlu oluyorum tabi. Çevreme göre öyle olmasa da bir şekilde çoğunlukla mutsuzum. Uzun süredir çok mutlu,umutlu ve aktif bir hayatım olsa da yavaştan tekrar zorlanmaya başlıyorum. Yeni hayat kurmak, ayaklarımın üstünde durmak zor geliyor. Normal biri için bile yeterince zorken böyle olayların üstüne bunları yapmak zorunda olmak görece olarak daha zor. Tabi bunlar bahane değil elimden geleni yapıyorum.  Kendimi böyle hissediyorum.  Bu fotoğraf öylesine seçtiğim 5-10 foto arasında...

ölüm korkusu

  Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu bloğu açma ve bu yazıları yazma hikayemin altında ölüm korkusu yatıyor. Varlığımın hiçliğe karışacağı ve edebi olarak herhangi bir mirasımın, kalıcı bir fikrimin,üretimim kalmayacağı korkusu da denebilir. Tabi ölüm anından korku da var bu hikayenin içinde. Hangisi daha yüksek seviyede bana bunları yazdırıyor bilemiyorum. İnsanlar olarak bir şeyle ne kadar yüzleşir, onu kaybetmeye, ulaşamamaya ne kadar yaklaşırsak harekete geçme ihtimalimiz o oranda artıyor. Bu mekanizma yerine daha planlı ve sakince oluşan harekete geçme hissini tercih ederdim.   Şimdi konumuza başlayalım ufak da olsa. Bu hikaye benim hayatımı anlatacak gibi gözüküyor. Otobiyografi denebilir aslında ama gidişata göre belki fantastik belki bir öyküye dönüşebilir. O yüzden bunu bir muamma olarak size ve kendime bırakıyorum. Yaklaşık 25 sene önce güzel bir şehrin büyük bir ilçesinin kenar mahalle denilebilecek bir mahallesinde doğdum. Kenar mahalle olduğunu daha bu senele...